WFS1 Gen Mutasyonu Analiz Testi

WFS1 Gen Mutasyonu Analiz Testi, WFS1 genindeki anormallikleri (mutasyonları) tespit etmeye yarayan genetik bir testtir.

WFS1 Gen Mutasyonu Analiz Testi Nedir?

WFS1 geni, hücrelerdeki kalsiyum miktarını düzenleyen wolframin adı verilen bir protein üretmek için talimatlar sağlar. Uygun bir kalsiyum dengesi, hücreler arası iletişimi, kasların gerilmesi (daralması) ve protein işlemesi gibi birçok farklı hücresel işlev için önemlidir. Wolframin proteini, pankreas, beyin, kalp, kemikler, kaslar, akciğerler, karaciğer ve böbrekler gibi birçok farklı dokuda bulunur.

Hücreler içinde, wolframin, endoplazmik retikulum adı verilen bir yapının zarında bulunur. Pek çok aktivitesi arasında, endoplazmik retikulum yeni oluşturulmuş proteinleri katlar ve değiştirir. Endoplazmik retikulum ayrıca hücre içindeki veya hücre yüzeyindeki belirli bölgelere protein ve diğer moleküllerin taşınmasına yardımcı olur. Wolframinin, protein katlanmasında rol oynadığı ve kalsiyum seviyelerini düzenleyerek endoplazmik retikulum fonksiyonunun korunmasında yardımcı olduğu düşünülmektedir. İç kulakta, wolframin, işitme için gerekli olan kalsiyum iyonlarının veya diğer yüklü parçacıkların uygun seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.

WFS1 Gen Mutasyonu Analiz Testi, WFS1 genindeki anormallikleri (mutasyonları) tespit etmeye yarayan genetik bir testtir.

WFS1 Gen Mutasyonuna Bağlı Hastalıklar

Sendromik Olmayan İşitme Kaybı

DFNA6 adı verilen sendromik olmayan işitme kaybı olan kişilerde 30’dan fazla WFS1 gen mutasyonu tanımlanmıştır. Bu rahatsızlığı olan kişiler, vücudun diğer bölümlerini etkileyen ilgili belirtiler ve semptomlar olmaksızın işitme kaybına sahiptir. DFNA6 sendromik olmayan işitme kaybı olan kişiler düşük frekanslı sesleri duymazlar. Çoğu WFS1 gen mutasyonu, wolframin yapmak için kullanılan tek protein yapı taşlarını (amino asit) değiştirir. WFS1 gen mutasyonları muhtemelen işlevini etkileyebilecek değiştirilmiş 3 boyutlu bir şekle sahip bir wolframin proteini ile sonuçlanır. İç kulaktaki hücre kayıplarının, işitmeden sorumlu beyin kısmında hücrelerin normal işlevinin bozulmasıyla birlikte, etkilenen bireylerde işitme kaybına yol açtığı düşünülmektedir. Araştırmacılar ayrıca değişmiş olan wolframinin iç kulakta kalsiyum dengesini bozduğunu ve bunun da işitme sürecine müdahale ettiğini ileri sürmektedir.

Sendromik Olmayan İşitme Kaybı Tipleri ve Semptomları

Sendromik olmayan işitme kaybı, diğer belirti ve semptomlarla ilişkili olmayan kısmi veya tamamen işitme kaybıdır. Aksine, sendromik işitme kaybı, vücudun diğer bölümlerini etkileyen belirtiler ve semptomlarla ortaya çıkar.

Sendromik olmayan işitme kaybı çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Yaygın bir yol, kalıtsal kalıtım paternidir: otozomal dominant (DFNA), otozomal resesif (DFNB), X’e bağlı (DFNX) veya mitokondriyaldır. Bu tip işitme kaybının her biri birden fazla alt tip içerir. DFNA, DFNB ve DFNX alt tipleri, ilk olarak tarif edildikleri sırayla numaralandırılır. Örneğin, DFNA1, tanımlanacak ilk otozomal dominant sendromik olmayan işitme kaybı tipidir.

Sendromik olmayan işitme kaybının özellikleri farklı tipler arasında değişmektedir. İşitme kaybı bir kulağı (tek taraflı) veya her iki kulağı (bilateral) etkileyebilir. İşitme kaybı dereceleri hafif (yumuşak konuşmayı anlama zorluğu) ve derin (çok yüksek sesleri duyamama) arasında değişir. Sağırlık terimi genellikle şiddetli işitme kaybını tanımlamak için kullanılır. İşitme kaybı stabil olabilir veya ilerleyici olabilir, bir kişi yaşlandıkça daha şiddetli hale gelir.

Sendromik olmayan işitme kaybının çoğu formları sensorinöral olarak tanımlanır, bu da iç kulaktaki yapılara verilen hasarın neden olduğu kalıcı işitme kaybı ile ilişkili oldukları anlamına gelir. İç kulak sesleri işitir ve bilgiyi beyine elektriksel sinir impulsları şeklinde gönderir. Daha az sıklıkta, sendromik olmayan işitme kaybı iletken olarak tanımlanır, yani orta kulaktaki değişikliklerden kaynaklanır. Orta kulak, sesi kulak zarından iç kulağa aktarmaya yardımcı olan üç küçük kemik içerir. Bazı sendromik olmayan işitme kayıpları, özellikle de DFNX2 adı verilen bir tür, hem iç kulak hem de orta kulakta değişiklikler içerir. Bu kombinasyon karma işitme kaybı olarak adlandırılır.

Tipine bağlı olarak, bebeklikten yaşlılığa kadar herhangi bir zamanda sendromik olmayan işitme kaybı ortaya çıkabilir. Bir çocuğun konuşmasını öğrenmeden önce bulunan işitme kaybı prelingüel veya konjenital olarak sınıflandırılır. Konuşma geliştikten sonra ortaya çıkan işitme kaybı, dil dışı olarak sınıflandırılır.

Wolfram Sendromu

WFS1 genindeki en az 200 mutasyonun Wolfram sendromuna neden olduğu bulunmuştur. Bu durum, artan kan şekerine (diabetes mellitus) yol açan insülin eksikliği, gözlerden beyne bilgi taşıyan sinirlerin dejenerasyonu (optik atrofi) ve idrar yolu ve işitme ile ilgili birçok başka özellik ile karakterizedir. Her hücrede WFS1 geninin her iki kopyasındaki mutasyonlar Wolfram sendromuna neden olması için gereklidir. Bazı mutasyonlar, WFS1 geninde DNA parçalarını siler veya ekler, bu da işlevsel bir wolframinin yapılmamasına neden olur. Diğer mutasyonlar, wolframin proteinindeki tek protein yapı taşlarını (amino asitler) değiştirerek protein fonksiyonunu azaltır. Sonuç olarak, hücrelerdeki kalsiyum seviyeleri düzenlenmez ve endoplazmik retikulum düzgün şekilde çalışmaz.

Endoplazmik retikulum çalışmadığında, hücre kendi hücre ölümünü (apoptoz) tetikler. Pankreastaki hücrelerin ölümü, özellikle insülin yapan hücreler (beta hücreleri), Wolfram sendromu olan kişilerde diyabetes mellitusa (diyabet) neden olur. Optik sinir boyunca hücrelerin kademeli kaybı sonunda etkilenen bireylerde körlüğe yol açar. Diğer vücut sistemlerinde hücrelerin ölümü, muhtemelen Wolfram sendromunun çeşitli belirtilerine ve semptomlarına neden olur.

Wolfram Sendromu Bulgu ve Semptomları

Wolfram sendromu, vücut sistemlerinin çoğunu etkileyen bir durumdur. Wolfram sendromunun ayırt edici özellikleri, insülin hormonunun eksikliğinden kaynaklanan yüksek kan şekeri seviyeleri (diabetes mellitus) ve gözlerden beyne bilgi taşıyan sinirlerin dejenerasyonu nedeniyle ilerleyen görme kaybıdır. Wolfram sendromu olan kişilerde sıklıkla, aşırı miktarda idrar (diabetes insipidus) atılımı, iç kulaktaki değişikliklerden kaynaklanan işitme kaybı (sensorinöral sağırlık), idrar yolu problemleri, nörolojik veya psikiyatrik bozukluklar ve hipofiz bezi disfonksiyonuna bağlı erkeklerde seks hormonu olan testosteronunun düşük miktarlarına (hipogonadizm) neden olur.

Diabetes mellitus tipik olarak genellikle 6 yaş civarında tanı konan Wolfram sendromunun ilk semptomudur. Hemen hemen tüm diyabet mellitus gelişen Wolfram sendromlu herkes insülin replasman tedavisini gerektirir. Optik atrofi genellikle genellikle 11. yaş civarında ortaya çıkacak olan bir sonraki semptomdur. Optik atrofinin ilk belirtileri renk görme kaybı ve yan (periferik) görme kaybıdır. Zamanla, görme sorunları daha da kötüleşir ve optik atrofisi olan insanlar, optik atrofi belirtileri başladıktan yaklaşık 8 yıl sonra genellikle kördür.

Diyabet insipidusunda, beynin tabanında bulunan hipofiz bezi normal çalışmaz. Bu anormallik, vücudun su dengesini ve idrar üretimini kontrol etmeye yardım eden vazopressin denilen bir hormonun salınımını bozar. Wolfram sendromu olan kişilerin yaklaşık %70’inin diyabet insipidusu vardır. Hipofiz bezi disfonksiyonu da erkeklerde hipogonadizme neden olabilir. Hipogonadizm ile ortaya çıkan testosteron eksikliği, büyüme ve cinsel gelişmeyi etkiler. Wolfram sendromu olan kişilerin yaklaşık %65’inde doğumdan başlayan sağırlıktan, ergenlik döneminde başlayan zamanla kötüleşen hafif işitme kaybına kadar değişebilen sensorinöral sağırlık vardır. Wolfram sendromu olanların %60-90’ı idrar yolu problemi vardır. İdrar yolu sorunları arasında böbrek ve mesane arasındaki kanalların tıkanması, normal olarak boşaltılamayan büyük bir mesane (yüksek kapasiteli atonal mesane), idrar kesilmesi (mesane sfinkter dissinerjisi) ve idrar akışını kontrol etme güçlüğü (inkontinans) bulunur.

Wolfram sendromu olan kişilerin yaklaşık %60’ı nörolojik veya psikiyatrik bir bozukluk geliştirir, bunlar genellikle erken yetişkinlik döneminde başlayan denge ve koordinasyon (ataksi) ile ilgili sorunlardır. Wolfram sendromlu kişilerin yaşadığı diğer nörolojik sorunlar arasında beynin nefes almayı (merkezi apne) kontrol edememesi, düzensiz solunum, koku duyusunun kaybı, gag refleksinin kaybı, kas spazmları (miyoklonus), nöbetler, alt ekstremitelerde (periferik nöropati) azalmış duyu ve zihinsel bozukluk sayılabilir. Wolfram sendromu ile ilişkili psikiyatrik bozukluklar arasında psikoz, şiddetli depresyon atakları ve dürtüsel ve agresif davranış yer alır.

Wolfram Sendromu Tipleri

Birçok örtüşen özelliği olan iki tip Wolfram sendromu vardır. İki tip, genetik nedenleriyle ayırt edilir. Wolfram sendromunun genel özelliklerine ek olarak, Wolfram sendromu tip 2 olan bireylerde mide veya bağırsak ülserleri ve bir yaralanma sonrası aşırı kanama vardır. Ülserlerle birlikte aşırı kanama eğilimi tipik olarak gastrointestinal sistemde anormal kanamaya yol açar. Wolfram sendromu tip 2 olan insanlar diyabet insipidus geliştirmez.

Wolfram sendromu, diabetes mellitus veya nörolojik problemlerle ilgili sağlık sorunları gibi durumun birçok özelliklerinden kaynaklanan komplikasyonlara bağlı olarak orta yetişkinlikte sıklıkla ölümcüldür.

Diğer bozukluklar

Birkaç WFS1 gen mutasyonunun, tipik olarak ergenlik döneminde başlayan görme kaybına yol açan ilerleyici işitme kaybı ve optik atrofi ile karakterize edilen Wolfram benzeri bir sendrom olarak bilinen bir duruma neden olduğu bulunmuştur. Bu durumdaki bazı kişiler de diyabetes mellitus geliştirir. Bu özellikler Wolfram sendromunda sık görülür ve Wolfram benzeri sendrom bu durumun hafif bir versiyonu olarak kabul edilir.

Wolfram benzeri sendrom, her bir hücrede bir WFS1 gen mutasyonu neden olur. Bu mutasyonlar, wolframin proteinindeki tek amino asitleri değiştirerek protein fonksiyonunda bir azalmaya yol açar. Fonksiyonel wolframin proteininin azalması hücre ölümüne, özellikle optik sinir boyunca hücreleri, iç kulaktaki hücreleri ve pankreastaki beta hücrelerini etkiler. Bu hücrelerin kaybı, Wolfram benzeri sendromun özelliklerine katkıda bulunur. WFS1 geninin mutasyona sahip olmayan ikinci kopyası normal wolframin üretir. Her hücredeki bazı normal wolframinin varlığı, Wolfram benzeri sendromun neden Wolfram sendromundan daha az şiddetli olduğunu açıklar.

WFS1 Gen Mutasyonu Analiz Testi Yaptırmak ve Daha Fazla Bilgi İçin;

İntergen Genetik Merkezi

DNA Laboratuvarları Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi

 

Bu sitede verilen bilgiler tanısal veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, bilgilendirme amaçlıdır ve hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez.
Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız var ise veya olduğunu düşünüyorsanız, konusunda uzman bir hekime başvurunuz.

Cevap Bırakın